Gezegend Quotes

We've searched our database for all the quotes and captions related to Gezegend. Here they are! All 26 of them:

ÔÇť
Biraz garip bir ┼čey bu. ┼×u gezegende belki be┼č milyar insan ya┼č─▒yor. Ama i┼čte tutup birini seviyorsun ve onu ba┼čka hi├ž kimseyle de─či┼čemiyorsun.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Jostein Gaarder (The Solitaire Mystery)
ÔÇť
├ľzl├╝ s├Âzleri okumak, ├žoklu g├╝ne┼če sahip bir gezegende ya┼čamakt─▒r!
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Mehmet Murat ildan
ÔÇť
B─▒rak insan─▒n d─▒┼č─▒ndaki yarat─▒klar da ├Âzg├╝rce nefes als─▒nlar. Unutma ki D├╝nya bu gezegende ya┼čayan b├╝t├╝n canl─▒lara aittir.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Mehmet Murat ildan
ÔÇť
Art─▒k ne ben bendim ne de etraf─▒mdakiler her zaman olduklar─▒ ┼čeylerdi.Hi├ž kalkmayan puslarda kanats─▒z bir ku┼č olmu┼čtum art─▒k ben,k─▒r─▒k aynalarda ak┼čam yeli,karda ayak izi,demirde pas,ya─čmurlu bir g├╝nde su kanal─▒n─▒n hemen yan─▒nda yatan bir fare ├Âl├╝s├╝;y─▒llar ├Ânce trafi─če kapat─▒lm─▒┼č bir yoldaki kesik ├žizgi,ya┼čam olmayan bir gezegende r├╝zgar─▒n sesi,duvarlara,i├žlerine asla giremeyece─či s─▒cak ev resimleri ├žizen uzun sakall─▒ bir evsizdim.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Hakan Yaman (Romanc─▒)
ÔÇť
Sofie, ya harika bir evrende, y├╝z milyarlarca galaksiden birinde bulunan ve ancak bir toz taneci─či gibi kalan bir gezegende ya┼č─▒yorsun, ya da bir binba┼č─▒n─▒n bilincindeki birka├ž elektromanyetik dalgadan ba┼čka bir ┼čey de─čilsin.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Jostein Gaarder (Sophie's World)
ÔÇť
Her ne ya┼čarsam hep en u├žlarda ya┼č─▒yorum. Bo┼čluk i├žindeyim. Bu gezegende bir sivrisinek bile eminim benden daha anlaml─▒d─▒r. E─čer beni Yarat─▒c─▒ yaratt─▒ysa, bu sa├žma ve anlams─▒z hayat─▒n i├žine neden koydu─čunu akl─▒m bir t├╝rl├╝ alm─▒yor. Ne bi├žim bir hayat bu b├Âyle, bana ac─▒ ├žektirmek mi istiyor? Bug├╝ne kadar hep iyi bir insan olmak i├žin gayret ettim. Elimden geldi─čince insanlara iyilik yapmak, onlara bir ┼čeyler vermek i├žin didindim durdum. Oysa iyilik yapt─▒k├ža k├Ât├╝l├╝k g├Ârd├╝m. Art─▒k mutlu olmak istiyorum, anlad─▒n─▒z m─▒? Mutlu olmaya benim de hakk─▒m var. ├çevremdeki insanlara bak─▒yorum da oh ma┼čallah herkesin keyfi yerinde. Herkesin ya┼čamaya de─čer bir ┼čeyleri var, hayatlar─▒n─▒ anlaml─▒ k─▒lan bir ┼čeye sahipler. Peki ya ben? Benim halimi soran bile yok! Hah tam buldum derken, tam her ┼čey de─či┼čti derken kendimi daha b├╝y├╝k bir s─▒k─▒nt─▒n─▒n i├žinde buldum. Allah madem bana sevilmeyi lay─▒k g├Ârmedi, bari ba┼čtan onu hi├ž kar┼č─▒ma ├ž─▒karmasayd─▒. En az─▒ndan o mutsuzlu─ča al─▒┼čm─▒┼čt─▒m. O monotonlu─ča. Umut etmemeye. Oysa birden, hi├ž beklemedi─čim anda kar┼č─▒ma ├ž─▒kt─▒ y─▒llard─▒r ├Âzlemini ├žekti─čim ┼čey. Ve ben tam ona kendimi teslim etmi┼čtim ki, elimden kayd─▒ gitti. G├Âzlerimin ├Ân├╝nde yok oldu. Eskiden mutsuzdum, ┼čimdi ise ac─▒ i├žinde k─▒vran─▒yorum. Madem alacakt─▒ neden verdi? ┼×aka m─▒ bu? ┼×akaysa hi├ž komik de─čil.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Mustafa Ulusoy (Aynalar Koridorunda A┼čk)
ÔÇť
In de ontwikkelde wereld is de levensverwachting nu gestegen tot 80 jaar voor vrouwen en 76 jaar voor mannen. Een opmerkelijk gevolg daarvan is dat twee derde van alle mensen die ooit 65 jaar zijn geworden, n├║ leven. Tussen haakjes, de leeftijd van 65 jaar werd ooit door Bismarck [oude Duitsland] in de 19e eeuw gekozen als de offici├źle pensioensgerechtigde leeftijd, toen de levensverwachting in Duitsland 48 jaar was. Men verwachtte dat slechts weinig mensen die gezegende leeftijd zouden bereiken, en ons gehele sociale contract met betrekking tot werk en pensioensystemen was ontwikkeld om te zorgen voor deze geringe hoeveelheid mensen.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Bernard A. Lietaer
ÔÇť
k├╝lt├╝r├╝m├╝ze k─▒s─▒l─▒p kalm─▒┼č olmam─▒zd─▒r, sahip oldu─čumuz beyinle, di─čer herkesin sahip oldu─ču ayn─▒ iki kol ve bacakla bu gezegende ya┼čayan birer insan olmam─▒z. ├ľylesine k─▒s─▒l─▒p kalm─▒┼č─▒z ki, hayal etti─čimiz her ka├ž─▒┼č yolu, bu tuza─č─▒n ba┼čka bir par├žas─▒. ─░stedi─čimiz her ┼čeyi, istemeye e─čitildi─čimiz i├žin istiyoruz.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Anonymous
ÔÇť
┼×├Âvalyelerin ve ─░sa'n─▒n g├╝zel ├╝lkelerini tan─▒mak nasip olmay─▒nca, b├Âyle l├╝gat y─▒─č─▒nlar─▒ aras─▒nda y├╝r├╝mek ┼ču ana kadar bu gezegende tan─▒d─▒─č─▒m en sarho┼č edici ┼čey.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Ga├ętan Soucy (The Little Girl Who Was Too Fond of Matches)
ÔÇť
Zouden vrouwelijke hondjes met een menselijke stem kunnen spreken, dan zou de #metoo tsunami op een onbeduidend golfje lijken. Om niet van poezen te spreken, katers zijn eigenlijk nog veel erger dan mannenhonden. We mogen van geluk spreken dat al deze dieren geen stem hebben, de ellende zou niet te overzien zijn. En ik zie veel beschimping in het verschiet, veel soortelijk racisme, ik weet zeker dat al die ontstemde poezen zouden neerkijken op menselijke vrouwen, zo van is dat alles, jullie zijn gezegend met die lauwe homosapiensmannen. En natuurlijk komen er ogenblikkelijk allerlei mensen die gaan roepen dat de mens geen dier is en een verlicht specimen, en dat hondjes gecastreerd mogen worden bij seksueel wangedrag maar als je dat bij een mensenman doet ben je een barbaar. Nee, we mogen van geluk spreken dat wij het enige dier zijn dat mens spreekt. De wereld zou onleefbaar worden als mededieren onze taal leerden.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Martijn Benders
ÔÇť
Herhangi bir ├ža─čda bir insan─▒n g├Âsterebilece─či en ola─čan├╝st├╝ ba┼čar─▒lar─▒ kendinde toplam─▒┼č olan bu kad─▒n─▒n Ad─▒ HypatiaÔÇÖyd─▒. 370 y─▒l─▒nda ─░skenderiyeÔÇÖde do─čmu┼čtu. Kad─▒nlar─▒n elinde ├žok az olanaklar─▒n bulundu─ču ve onlara e┼čya g├Âz├╝yle bak─▒ld─▒─č─▒ bir d├Ânemde, Hypatia serbest├že ve geleneksel kurallara ald─▒r─▒┼č etmeden erkek ├ževrelerinde dola┼č─▒rd─▒. Her bak─▒mdan g├╝zel bir kad─▒nm─▒┼č. Pe┼činden ko┼čan epey erkek olmas─▒na kar┼č─▒n, evlenme ├Ânerilerini reddetti─či biliniyor. Hypatia d├Âneminin ─░skenderiyeÔÇÖsi art─▒k epeydir Romal─▒lar─▒n egemenli─či alt─▒nda kalm─▒┼č bir kentti ve gerginlik i├žindeydi. K├Âlelik klasik uygarl─▒─č─▒n canl─▒l─▒─č─▒n─▒ ├ž├╝r├╝tm├╝┼čt├╝. H─▒ristiyan Kilisesi yeni do─čmu┼čtu; g├╝c├╝n├╝ k├Âkle┼čtirerek putperestli─čin etkisini ve k├╝lt├╝r├╝n├╝ silmeye ├žaba harc─▒yordu. Hypatia bu k├Âkl├╝ sosyal g├╝├žlerin patlama noktas─▒ ├╝zerindeki detanat├Âr rol├╝ndeydi. ─░skenderiye Ba┼čpiskoposu Cyril, HypatiaÔÇÖn─▒n Romal─▒ valiyle olan yak─▒n dostlu─ču, ├Â─črenimin ve bilimin simgesi olmas─▒, bunun da kilise taraf─▒ndan putperestlikle e┼č g├Âr├╝lmesi nedeniyle ondan nefret ediyordu. Ama Hypatia hayat─▒n─▒n tehlikede oldu─čunu bile bile ├Â─čretime ve ├Â─čretilerini yay─▒nlamaya devam etti. 415 y─▒l─▒nda bir g├╝n i┼če giderken Ba┼čpiskopos CyrilÔÇÖin m├╝ritleri taraf─▒ndan yolda k─▒st─▒r─▒ld─▒. Atl─▒ arabadan indirildi, elbiseleri y─▒rt─▒ld─▒ ve katiller ellerindeki deniz kabuklar─▒yla HypatiaÔÇÖn─▒n etlerini kemiklerinden kaz─▒d─▒lar. Kal─▒nt─▒s─▒ yak─▒ld─▒, eserleri yok edildi ve ad─▒ unutuldu. CyrilÔÇÖe ise azizlik payesi verildi. ----- ├ľyle garip kavramlarla yeti┼čtirilmi┼čiz ki, bizden birazc─▒k de─či┼čik bir ki┼či ya da toplumla kar┼č─▒la┼č─▒nca, onlar─▒n bize yabanc─▒l─▒─č─▒ nedeniyle g├╝vensizlik duyuyoruz ya da nefret ediyoruz. Oysa her bir uygarl─▒─č─▒n an─▒tlar─▒ ve k├╝lt├╝r├╝, insan olman─▒n de─či┼čik bi├žimde anlat─▒m─▒ndan ba┼čka bir ┼čey de─čildir. Yer k├╝red─▒┼č─▒ bir ziyaret├ži ├že┼čitli insanlar ve toplumlar─▒ aras─▒ndaki farklara g├Âz att─▒─č─▒nda, aram─▒zdaki benzerlikleri farklardan daha ├žok bulacakt─▒r. Kozmosu ak─▒ll─▒ yarat─▒klar dolduruyor olabilir. Fakat DarwinÔÇÖin ├Â─čretisi a├ž─▒kt─▒r: Ba┼čka bir yerde insana rastlayamazs─▒n─▒z. Yaln─▒zca gezegenimizde vard─▒r insan. Bu k├╝├ž├╝c├╝k gezegenimizde. Nadir fakat tehlikeli bir t├╝r├╝z. Kozmik perspektifte, her birimiz ├žok de─čerliyiz. E─čer bir insan─▒n sizinle ayn─▒ fikri payla┼čmad─▒─č─▒n─▒ fark ederseniz, ald─▒rmay─▒n, b─▒rak─▒n─▒z bu gezegende ya┼čamaya devam etsin. Unutmay─▒n, y├╝z milyar galakside bir insan daha bulamazs─▒n─▒z. ─░nsanl─▒k tarihine, giderek daha geni┼čleyen bir ailenin bireyleri oldu─čumuz inanc─▒n─▒n yava┼čtan i├žimizde uyan─▒┼č s├╝reci g├Âz├╝yle bakabiliriz. ─░lk zamanlar yaln─▒zca kendimize ve ├žok yak─▒n akrabalardan olu┼čan yak─▒nlar─▒m─▒zayd─▒ sadakatimiz. Sonradan g├Â├žebe avc─▒ gruplar─▒na, ard─▒ndan kabilelere, k├╝├ž├╝k yerle┼čim ├Ârg├╝tlerine derken devlet kentlere ve devletlere sadakat g├Âsterdik. Sevdiklerimizin ├žemberleri geni┼čledi. ┼×imdi s├╝per devletler dedi─činiz, de─či┼čik etnik gruplar ve k├╝lt├╝r ortamlar─▒ndan gelme devletlerin bir bak─▒ma birlikte ├žal─▒┼čt─▒klar─▒n─▒ g├Âr├╝yoruz. Bu, hi├ž ku┼čkusuz insanc─▒lla┼čma ve insanda yeni bir ki┼čilik geli┼čtirme deneyi midir. E─čer hayatta kalmak istiyorsak, sadakat ├žemberimiz daha da geni┼člemeli, t├╝m insanl─▒─č─▒ i├žine alacak, yerk├╝re gezegenini kapsayacak bi├žimde olmal─▒. Devletleri y├Ânetenlerin ├žo─ču bu d├╝┼č├╝nceden ho┼članmayacaklard─▒r. ─░ktidar kayb─▒na u─čramaktan korkacaklard─▒r. ─░hanet ve sadakatsizlik s├Âzc├╝klerini bir hayli i┼čitece─čiz demektir.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Carl Sagan (Cosmos)
ÔÇť
Risklere Ra─čmen Deli─činden ├ç─▒k─▒p Oynamaya Gel Yolun ne kadar mu─člak oldu─čunu ve bizim ne kadar incitilebilir oldu─čumuzu d├╝┼č├╝n├╝rsek, yolumuzda y├╝r├╝mek ├žok cesaret ister. Korkular─▒m─▒z, sahip oldu─čumuz her ┼čeyi kaybedebilece─čimizi bize s├╝rekli hat─▒rlat─▒r: deprem olmas─▒, kansere yakalanmak, yarg─▒lanmak, kovulmak, terk edilmek ya da sevdi─čimiz birini kaybetmek... T├╝m bunlardan ka├žabilsek bile kendimizi yapayaln─▒z, daha da k├Ât├╝s├╝ ba┼čkalar─▒na muhta├ž durumda, ihtiyarlam─▒┼č olarak bulabiliriz. Liste kabar─▒k, bizler hassas─▒z ve hayat ├žok riskli. Masal─▒m─▒zda fare fiziksel zay─▒fl─▒─č─▒ndan o kadar korkuyor ki, ya saklan─▒yor ya da ┼čekil de─či┼čtirmeye ├žal─▒┼č─▒yor, ama korkmaktan kurtulam─▒yor. Fiziksel zay─▒fl─▒─ča kar┼č─▒ bir korunma yoktur. En sa─člam varl─▒k bile ├Âl├╝ml├╝d├╝r. Fare, ancak ger├žeklerden ka├ž─▒┼č olmad─▒─č─▒n─▒ ve zay─▒fl─▒─č─▒n bir ya┼čam deneyimi oldu─čunu anlad─▒─č─▒nda ├Âzg├╝rle┼čiyor. Tehdit alt─▒nda olmas─▒na ra─čmen dolu dolu ya┼čamay─▒ kabullenmek, onu ├Âzg├╝r k─▒l─▒yor. Biz de ayn─▒y─▒z. Belirsizli─če kar┼č─▒ kendimizi korumaya ├žal─▒┼č─▒r─▒z. Yoksul olmamak i├žin birikim yapar─▒z; ama sonunda paran─▒n ya┼čant─▒m─▒zda neden oldu─ču al─▒┼čkanl─▒klardan dolay─▒ hala yoksulluktan korktu─čumuzu fark ederiz. Hastal─▒klara kar┼č─▒ detoks yapar─▒z, ┼čekerden ka├ž─▒n─▒r─▒z, kilometrelerce ko┼čar─▒z; ama hastal─▒k, yaralanmalar ve ├Âl├╝m yine gelir. Belirsizli─če ve zay─▒fl─▒─ča kar┼č─▒ bir korunma yok; ├ž├╝nk├╝ bunlarla ya┼čamak, bu gezegende ├Â─črenmeye geldi─čimiz dersin ├Ânemli bir b├Âl├╝m├╝. Hayat─▒n ne kadar k─▒r─▒lgan oldu─čunu hissetti─čin ve bildi─čin halde, yine de onunla dans etmeyi s├╝rd├╝rebilir misin? Kaybetmek, ba┼čar─▒s─▒zl─▒k, kazalar, hastal─▒klar, ├Âl├╝m... Hayatta bunlar─▒n hepsi ba┼č─▒na gelecek. Unutma, a─ča├žtaki bir meyve gibisin; daldan d├╝┼č├╝p topra─č─▒n karanl─▒─č─▒na g├Âm├╝lmezsen, b├╝y├╝yemezsin.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Judith Malika Liberman (Masallarla Yola Çık)
ÔÇť
Son olarak, akademik felsefeyle pek ilgisi olmayan bir felsefeyle s├Âyleyeceklerimi noktalamak istiyorum: Aya ilk giden astronotlardan birinin d├Ân├╝┼č├╝nde yapm─▒┼č oldu─ču son derece basit ve zekice bir a├ž─▒klamay─▒ sizlere sunaca─č─▒m (akl─▒mda kald─▒─č─▒ kadar─▒yla s├Âyl├╝yorum): "Ya┼čam─▒m boyunca ba┼čka gezegenler de g├Ârd├╝m, ama d├╝nya i├žlerinde en iyisi." Bence bu, salt bir bilgelik de─čil, felsefi bir bilgeliktir. Bu harika k├╝├ž├╝k gezegende ya┼čad─▒─č─▒m─▒z─▒ nas─▒l a├ž─▒klayabilece─čimizi, buna bir a├ž─▒klama getirip getiremeyece─čimizi ve de gezegenimizi bu kadar g├╝zel yapan ya┼čam denen ┼čeyin ni├žin var oldu─čunu bile bilmiyoruz. Ama hepimiz buraday─▒z ve ┼ča┼čk─▒nl─▒─č─▒m─▒z─▒n ve m├╝te┼čekkirli─čimizin nedenini biliyoruz. Sonu├žta bu, bir mucize. Bilimsel ara┼čt─▒rmalar─▒n g├Âsterdi─čine g├Âre, evren olduk├ža bo┼č: Fazlas─▒yla bo┼č alan─▒ ve az maddesi olan bir yer; maddenin oldu─ču yerler ise, kaotik bir f─▒rt─▒nan─▒n esti─či ve ya┼čam─▒n olmad─▒─č─▒ yerler. Ku┼čkusuz ├╝zerinde ya┼čam olan bir├žok gezegen vard─▒r. Fakat evrende herhangi bir yeri ele ald─▒─č─▒m─▒zda, orada ya┼čayan bir cisim bulma olas─▒l─▒─č─▒n─▒n s─▒f─▒r oldu─čunu g├Âr├╝r├╝z (bu, g├╝n├╝m├╝z evrenbiliminin hesaplar─▒d─▒r.) O halde ya┼čam─▒n seyrek g├Âr├╝len bir de─čer oldu─čunu s├Âyleyebiliriz: Evet, ya┼čam ├žok de─čerlidir. Ne yaz─▒k ki bizler bunu unutup, rahatl─▒kla, ya┼čama gereken sayg─▒y─▒ g├Âstermeme e─čilimi i├žine girebiliyoruz; belki d├╝┼č├╝ncesizlikten ya da o g├╝zelim d├╝nyam─▒z─▒n fazla kalabal─▒k olu┼čundan. T├╝m insanlar birer filozoftur; ├ž├╝nk├╝ hepsinin, ya┼čam ve ├Âl├╝m hakk─▒nda ┼č├Âyle ya da b├Âyle bir fikri vard─▒r. Kimilerine g├Âre ya┼čam de─čersizdir, ├ž├╝nk├╝ bir sonu vard─▒r. Fakat onlar, iddialar─▒n─▒n ters d├╝┼č├╝n├╝ld├╝─č├╝nde yakla┼č─▒mlar─▒n─▒n ayn─▒ bi├žimde savunulabilece─činin fark─▒nda de─čillerdir: B├Âyle bir son olmasayd─▒, ya┼čam─▒n de─čeri de olmazd─▒. Ve onlar, g├╝n├╝m├╝zde ya┼čam─▒ yitirme tehlikesinin , asl─▒nda ya┼čam─▒n de─čerini kavramam─▒za yard─▒mc─▒ oldu─čunu da g├Ârmezden geliyorlar.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Karl Raimund Popper
ÔÇť
Yoksulluk bu gezegende yeni bir gezegen yaratt─▒: T├╝m insanl─▒─č─▒n utanmas─▒ gereken bir Sefalet Gezegeni!
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Mehmet Murat ildan
ÔÇť
Durmadan biz insanlar─▒n hep ayn─▒ gemide oldu─čumuzu s├Âyl├╝yoruz. Bu sadece fiziki olarak do─črudur, fakat zihinsel olarak de─čil! Stephen Hawking mesela zihinsel olarak uzayda ya┼čar! Zihnen herkes bu gezegende ya┼čamaz!
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Mehmet Murat ildan
ÔÇť
Yitirmek" bu gezegende ya┼čaman─▒n bedeliydi.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Mustafa Ulusoy (Giderken Bana Bir ┼×eyler S├Âyle)
ÔÇť
├ľyle g├Âr├╝n├╝yor ki biz kad─▒nlar, hem kad─▒nlar hem erkekler taraf─▒ndan maruz b─▒rak─▒ld─▒─č─▒m─▒z kabul edilemez muamele ve davran─▒┼člar─▒ d├╝zeltmek i├žin toplu bir bilin├žlenmeyle biraraya gelip g├╝├žlerimizi birle┼čtirmezsek, bu gezegende g├╝vensizlik, ├žaresizlik ve kendinden nefret ├╝st├╝ne kurdu─čumuz hayatlar─▒ daha uzun s├╝re ya┼čamaya mahkum olaca─č─▒z.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Tama Janowitz (Area Code 212)
ÔÇť
ka├ž ya┼č─▒ndas─▒n─▒z?" "onsekiz." "h─▒mmm, onsekiz... dilimizdeki en g├╝zel kelime." "insanlarla hep b├Âyle mi konu┼čursunuz?" "evet. biri shakespeare'le ayn─▒ gezegende ya┼čad─▒─č─▒m─▒z─▒ hat─▒rlamal─▒.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Murat Mente┼č (Dubl├Âr├╝n Dilemmas─▒)
ÔÇť
Ik voel me een gezegend mens.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Petra Hermans (Voor een betere wereld)
ÔÇť
Hier liggen de religieuze wortels van de zogenaamde Amerikaanse ÔÇśuitzonderlijkheidÔÇÖ, het ÔÇśexceptionalismeÔÇÖ, de diepe overtuiging dat Amerika een speciaal door God uitverkoren en gezegend land is, dat de Amerikaanse normen en waarden universeel zijn, en dat ieder mens volgens die waarden hoort te denken. Anders lopen ze achter in hun ontwikkeling. Die gevoelens leven breed: zes van de tien Amerikanen menen dat de eigen cultuur superieur is aan alle andere, tegenover bijvoorbeeld maar drie van de tien Fransen.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Geert Mak (Reizen zonder John)
ÔÇť
D├╝nya isimli bir gezegende do─čuyorsun, do─čumundan ├Âncesi hakk─▒nda hi├žbir fikrin yok, burada ya┼č─▒yor ve ├Âl├╝yorsun. ├ľl├╝m sonras─▒ hakk─▒nda yine bir fikrin yok. D├╝nyaÔÇÖn─▒n bildi─čin veya sana ├Â─čretilen tarihi yakla┼č─▒k olarak 6000 y─▒ll─▒k. Bundan ├Ânce ne oldu─čunu bilmiyor, tahmin ediyorsun. Bu tahminlere g├Âre insanlar bu tarihten ├Ânce maymunlar gibi ya┼č─▒yorlar ve birden sihirli bir el de─čiyor onlara. Birden tar─▒m─▒ buluyorlar, hayvanlar─▒ evcille┼čtiriyorlar, hatas─▒z ├žal─▒┼čan takvimi buluyorlar, astrolojiyi, ZodyakÔÇÖ─▒, y─▒ld─▒zlar─▒, gezegenleri biliyorlar, matemati─či ve geometriyi buluyorlar.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Arda ├ľng├Âren (Vitriol: Yeni ├ça─č─▒n ┼×afa─č─▒)
ÔÇť
Orman-G├Â─č├╝sl├╝ler gezegenlerinde daha milyonlarca y─▒l ├Âyle bir tehlikeye maruz kalmadan ya┼čayabilirler. Buna ra─čmen, sanki gezegende ya┼čayanlar o tehlike ile bug├╝n kar┼č─▒ kar┼č─▒ya imi┼čler gibi, bunu en ├Ânemli mesele say─▒yor ve ├Ânlemek i├žin kollar─▒ s─▒vam─▒┼č bulunuyorlar.Biz D├╝nyal─▒lar b├Âyle bir bulu┼čmaya, kar┼č─▒la┼čmaya haz─▒r m─▒y─▒z? Bu bulu┼čmay─▒, bu g├Âr├╝┼čmeyi yapabilecek olgunlukta m─▒y─▒z? Toplumlar─▒m─▒z aras─▒nda bunca uyu┼čmazl─▒k, s├╝rt├╝┼čme, ├žat─▒┼čma s├╝r├╝p giderken, D├╝nya ad─▒na, b├╝t├╝n insanl─▒k ad─▒na hareket etmek, onlar─▒ temsil etmek yetkisine sahip miyiz?
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Cengiz Aytmatov
ÔÇť
Omhoog schieten ze, langs de pui van ons relatief jonge stadhuis, omhoog langs de fa├žade van onze eeuwenoude cipierage ÔÇô een gewezen gevangenis die in je jeugd nog heeft gediend als, oh symbool, bibliotheek, en waarvan ze binnenkort, oh teken des tijds, lofts willen maken, zoals ze tegenwoordig van alles lofts willen maken, zelfs van gewezen bibliotheken waarin jij ooit nog je ogen kapot hebt mogen lezen, zonder daar ooit een moment spijt van te krijgen, en waar op een bepaald ogenblik niet ├ę├ęn boek meer overbleef dat je, volgens jouw leeftijdscategorie, mocht lezen, en waar vervolgens de bibliothecaris ÔÇô zijn nagedachtenis weze in ere gehouden, zijn naam geprezen, zijn bloedlijn gezegend ÔÇô jou de toestemming verleende om te beginnen aan de boeken van de volgende categorie, op voorwaarde dat je er met niemand over sprak, en zo geschiedde.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Tom Lanoye (Sprakeloos)
ÔÇť
Koop kaliumcyanide online. Iedereen die goede dingen online wil krijgen, wil deze van een plaats die betrouwbaar en zeker is, een plek waar ze hun levering in ├ę├ęn stuk kunnen krijgen zonder vertraging of onderbrekingen door de douane. Een plaats met een grote verscheidenheid aan anorganische chemicali├źn tegen zeer lage prijzen. We raden u ten zeerste aan om rechtstreeks contact met ons op te nemen via onze e-mail voor meer informatie over het product dat u wenst. Nogmaals bedankt voor uw interesse en blijf gezegend. Neem contact op voor meer informatie: E-mail: [email protected]
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Dr Dawid
ÔÇť
..., een spannende gedachte begon vorm te krijgen; de mogelijkheid om alleen te zijn, helemaal in je eentje, in alle rust en vol verwachting, bijna een soort dwaasheid die je je kunt permitteren wanneer je gezegend bent met liefde.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Tove Jansson (Fair Play)
ÔÇť
..., een spannende gedachte begon vorm te krijgen; de mogelijkheid om alleen te zijn, helemaal in je eentje, in alle rust en vol verwachting, bijna een soort dwaasheid die je je kunt permitteren wanneer je gezegend bent let liefde.
ÔÇŁ
ÔÇŁ
Tove Jansson (Fair Play)