“
bir insan bir insanda başka bir hayatın kapısını görünce aşık olur. ne mutluluktur öte yandaki, ne de tadıyla meraklandıran bir acı. aşk diye buna denir: bir insan bir insanda tekinsiz bir ev görür. insan yarası yarasına denk geleni seviyor demek ki.
”
”
Ece Temelkuran (Muz Sesleri)
“
Dünyayla başa çıkabilen ama kalbiyle baş edemeyen bir kadındı.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Sende kudretimi değil, aşkımı deneyeceğim, yemin ettim. Bana en kıymet bilen kalbinle gel.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Ne zaman elleri zambaklı padişah olursam
Sana uzun heceli bir kent vereceğim
Girilince kapıları yitecek ve boş!
”
”
Ece Ayhan
“
Hava bir tuhaf.
Hayal kurmaya yönelik bir tutum var havada.
Kaçmaya müsait bir bulutluluk.
Bir balkon olsa şimdi.
Kimsenin seni tanımadığı bir şehirde.
Kahvenin içine konyak kendiliğinden düşse,
kocaman bir hırkanın içinde olsan.
Bir şeyi terk etmiş olsan.
Mesela bir şehri.
Mesela kendini, yüzünü filan mesela.
”
”
Ece Temelkuran
“
Silgiler silerken silinirler de!
”
”
Ece Ayhan
“
Today, the voice of populist infantile politics is amplified by social media allowing the ignorant to claim equality with the informed.
”
”
Ece Temelkuran (How to Lose a Country: The 7 Steps from Democracy to Dictatorship)
“
Oysa ben hikayesini ilk kez anlatırken dikkate alınmayan insanların aniden ölebileceğinden korkarım.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Diyorum ki, bir gün sen de devrimci ve dans eden bir kadınla bayağılaşmadan konuşabilirsen, işte sizin devrim de ancak o zaman tamamlanır.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Ah! Tanrılar, kendi hikayesini yazabilen ölümlüleri eşitleri gibi severler.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Aşk, kadınlar yorulunca biter. Kadınlar bir adamı değil, bir mezarlığı terk eder.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Ay; gecikmiş ağı, yosun yeşili bir canavar. İlerlemiş gece; kanatsız yarasalar, ıslanmış silahlar. Devrilmiş bir tramvay caddede. Bunlar, kargınmış bir ilkyazın simgeleri. Büyük uçurtmamı çalmışlar deliliğimden, mor gözlü çocuk ölüsü bir pazar, onu bulamıyorum.
”
”
Ece Ayhan (Bütün Yort Savul'lar! 1954-1997 - Toplu Şiirler)
“
Birbirimize dokunmalarımız korkak kelebeklerdir, dokununca renkleri yıkılan.
”
”
Ece Temelkuran (Bütün Kadınların Kafası Karışıktır)
“
Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler
”
”
Ece Ayhan (Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler)
“
The final takeover does not happen with one spectacular Reichstag conflagration, but is instead an excruciating, years-long process of many scattered, seemingly insignificant little fires that smolder without flames. —Ece Temelkuran
”
”
Ben Rhodes (After the Fall: Being American in the World We've Made)
“
People. And the brutal things we do to one another.
The fence shakes against my cheek and I turn, careful to keep my gaze lifted. I don't have it in me to look at her again. Bishop is grasping the chain-link with both hands, knuckles white, his eyes closed. His whole body is wound tight as a spring, like if I reached for him he would simply break apart at the joints, splinter into a hundred pi8eces. I don't try to touch him.
He lets out a yell and then another and another, loud and wild and out of control. He shakes the fence hard with both hands. His anger and frustration are more potent somehow because they are unexpected. When his scream fades into silence, he rests his forehead against the metal. "Sometimes," he says, voice raw, "I hate this place." He twists his neck and looks at me, hands still hooked in the fence above his head.
"I know," I say, barely a whisper. "Me, too.
”
”
Amy Engel (The Book of Ivy (The Book of Ivy, #1))
“
birini sevmek de işte, kendi kanadından, uçmaya yarayan o tek bir kemiği çıkarıp başkasına vermektir, gönül rızasıyla, gülerek, korkmadan.
”
”
Ece Temelkuran (Devir)
“
İnsanların hikayelerini yazanlar evvela şunu bilmeli: Kaderini yazıyorsun yalnız olacaksın. Hem de hep.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Sometimes there happens to be a particularly determined person in the audience who asks, ‘So where is the hope?’ My answer is always the same: ‘Follow the young women.
”
”
Ece Temelkuran (How to Lose a Country: The 7 Steps from Democracy to Dictatorship)
“
Gönlü kurakları biçeceksin ki kökünden, daha da kimseye zarar veremesinler. Yara açmaları mümkün olmasın bizim gibilerde.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Prima che fossimo scesi completamente dalla macchina, Marley scorse gli altri cani riuniti con i loro padroni sull'asfalto. Un party! Ci scavalcò con un balzo, saltò giù dall'auto e se la squagliò, tirandosi dietro il guinzaglio. Passò velocemente da un cane all'altro, annusando parti intime, perdendo pipì e facendo volare in aria una quantità di sputi. Per Marley era un festival degli odori - così tanti genitali, così poco tempo - e stava cogliendo il momento, attento a mantenersi davanti a me mentre gli correvo dietro. Ogni volta che l'avevo quasi raggiunto, si allontanava ancora un po'. Infine l'ebbi quasi sotto tiro e compii un balzo gigantesco, atterrando con entrambi i piedi sul suo guinzaglio. Questo lo ece arrestare così bruscamente che per un momento pensai di avergli spezzaro il collo. Scattò indietro, cadde sul dorso, si girò e mi guardò con la serena espressione di un eroinomane che si è appena fatto la dose.
”
”
John Grogan (Io & Marley)
“
Sen kader ağacı değilsin -nedeni bu
Tutkularına bırak kendini
Bir soluk var yaşıyor uzak uzak
Bu daha ölmemişsin demektir
”
”
Ece Ayhan (Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler)
“
Sevmek”i öğrenmek için sevmek istedi. Bir kadın ona “Senin kalbin yok” dedi. Ya, kalbi yoktu. İlk şüphe doğru işte.
”
”
Ece Ayhan (İyi Bir Güneş)
“
Tanrı bizi sevmese bile cesur bir anne bize yetebilirdi...
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Adalara, gemilerin binde bir uğradığı, insan ayağının binde bir bastığı adalara benzer Ece Ayhan. Bir de Ortaçağ kalelerine, şatolarına, o surlar, hendekler, kuleler, mazgallar, asma köprülerle çevrili, nerden ve nasıl gidileceği belli olmayan, bu yüzden de yanına pek yaklaşılmayan ancak karşıdan görülen, bakılan Ortaçağ kalelerine, şatolarına. Gerisinde yol iz bırakmamıştır çünkü, görünmek yetmiş gibidir. Hem niçin bıraksın? Kendisi de öyle gelmemiş midir buraya. Kimsenin elini tutmadan, kimseye yaslanmadan, yalnız kendi külünü yaka yaka.
”
”
İlhan Berk (Requiem)
“
çünkü her kambur biraz şair bir ailedendir
toparlarsak kendi kendinin çırağı da olabilir
ölü sözcüklere ve çocuklara can vermek için
hangi marş iki kez çalınırsa yeryüzünde unutmayın
hem usta hem çırak bir kambur içindir
”
”
Ece Ayhan
“
Mısır'lı Maryam :
"Sanki... İnsanların iki paralel hayatı var. Ciddiye almıyorlar hiçbir şeyi aslında ve hepsi benden daha ciddiye alırmış gibi görünüyor. Devrimi de, aşkı da, örtünmeyi de, Allah'ı da, ölümü de... Ne gibi hissediyorum biliyor musun?
Azizim bir sahne var, bence durumumu gayet açık anlatıyor. İşte o sahneyi düşündükçe kendime ağlayasım geliyor. Ömrümün tamamına. Apartmanın merdivenlerini yıkıyor kapıcı. Bize dedi ki... Çocuğuz, herhalde sekiz yaşındayım, 'Haydi siz de yardım edin.' Benim üzerimde de... Misafirliğe mi gidecektik neydi, beyaz bir elbise. Bir coşkuyla yapışmışım süpürgeye, haldır haldır yerleri süpürüyorum. Suç sıçrıyor üzerime, farkında değilim. Çılgın gibi temizliyorum. Sanıyorum ki, diğer çocuklar da, kapıcı da benimle birlikte. Kan ter içindeyim ve üstümde berbat. Bir baktım çocuklar oyun oynuyor, kapıcı sigarasını tüttürüyor... Sonrası da öyle... Hep öyle. Anladın mı?
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
alara, sen neleri terk ettin annen gibi yenilmek için? biz ne zaman annemiz gibi olduk? aslında babamız olan o adamları nasıl bulduk? yenildiğimiz bir maçın rövanşı bu, alara dikkatli ol.
o adamlarda babanı öldürebildin mi? ihtimal öldüremedin.
yenildin
”
”
Ece Temelkuran (Bütün Kadınların Kafası Karışıktır)
“
It might benefit all of us to realise that systematically forcing the individual to misplace their attention is a hallmark of fascism
”
”
Ece Temelkuran (Together: 10 Choices for a Better Now)
“
Başka kadınların çaresizliklerine öfkelenen kadınlar muhakkak kendi çaresizliklerine öfkeleniyordur.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Hangi çocukların neye imrenmesi yalınayak şiirdir?
”
”
Ece Ayhan
“
ben de söz vermiştim. biz balım, biz o sözleri verirken sizin ne kadar hakikatle dinediğinizi bilmiyoruz.
”
”
Ece Temelkuran
“
Rakı içilir mi hiç çiçeksiz
”
”
Ece Ayhan (Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler)
“
Truth is not mathematical concept that needs to be proved with equations. Its singleness demands an intact moral compass, with certainties about what is good and bad.
”
”
Ece Temelkuran (How to Lose a Country: The 7 Steps from Democracy to Dictatorship)
“
ve kahin, "elektrik direklerini dikin," dedi, "zamanı gelince, çarmıha gerilecek şehrin bütün suçluları!"
işte bu kadar çok elektrik direği, bu yüzden vardı...
”
”
Ece Temelkuran (Bütün Kadınların Kafası Karışıktır)
“
Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
- Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
- Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.
”
”
Ece Ayhan (Bütün Yort Savul'lar! 1954-1997 - Toplu Şiirler)
“
Tanrı'yı, hepimizi seven, sevimli bir dede olarak tasavvur etmek varken niye asabı bozuk, ürkütücü, sürekli bizi izleyen bir ahlak bekçisi olarak hayal ederler? Bu onları sadece mutsuz ederken...
”
”
Ece Temelkuran (Ağrı'nın Derinliği)
“
Ljubav dolazi u trenutku oklijevanja. Jedno malo spoticanje i gotove ste. Godine iskustva, sve pobjede jednog života...Ljubav čeka vaše maleno oklijevanje, a onda se ruši palača koju ste sagradili.
”
”
Ece Temelkuran (Women Who Blow on Knots)
“
Aklını, böyle serbest bıraktığında, öyle bırakacak zamanı bulduğunda, günlerden bir gün hiçbir şey günü olduğunda, bırakabilirsen yani aklını öylece, göreceksin ki gitmek istediği yere gidecek fikrin.
”
”
Ece Temelkuran (İkinci Yarısı)
“
1. Atlasları getirin! Tarih atlaslarını!
En geniş zamanlı bir şiir yazacağız
2. Harbi karşılık verecek ama herkes
Göğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya:
3. Bir, Yeryüzünde nasıl dağılmıştır
Tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar?
4. İki, Daha yavuz bir belge var mıdır ha
Gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden?
5. Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır
Nice akar huruc alessultanlarda bayraksız davulsuz?
6. Nerede kalmıştık? Tarihe ağarken üç ağır yıldız
Sürünerek geçiyor bir hükümet kuşu kanatları yoluk
7. Çocuklar! ile bile muhbirler! ve bütün ahali!
Hep birlikte, üç kez, bağırarak, yazınız
8. Kurşunkalemle de olabilir
Yort Savul!
”
”
Ece Ayhan
“
önceleri bir ad koyarsın yaşamaya. gün geçtikçe, şarkı sözlerini bile duymaz insan. biriyle karşılaşırsın, geyikleri anlatır sana, destanları, aşık geyiklerin boynuzlarından kilitlenip öldüklerini duyarsın. insan olmak, o kadar da önemli gelmez artık. mazurka yapmayı bilmez kimse bu yüzyılda. o yüzden, tek başına kalırsın. ama yine de tek başına olduğuna inanamazsın bir türlü. hep ararız yani.
hep sanarız.
...
hiçbir şey beklemediğini söyleyenler en çok bekleyenlerdir aslında.
”
”
Ece Temelkuran (Bütün Kadınların Kafası Karışıktır)
“
Yoksulluğunu hep unuturdu. Sanki karnı hep tok, parası, işi gücü varmış gibi yaşardı. Pek söz etmedi denebilir yoksulluğundan.
Bir defasında yoksulluğunun üstüne basa basa; onu görmüyormuş gibi konuştu:'Ben zenginim' dedi.
Öyleydi, elbet.
Bu giderek bir onur oldu onun için.
Yeryüzündeki yerine öyle baktı.
Haklı da çıktı.
-İlhan Berk'ten ECE AYHAN
”
”
İlhan Berk (Ben İlhan Berk'in Defteriyim)
“
Deve derisinden yapılmıştı, dövülerek, kök boya kullanılarak ve su verilerek ve ateşle pişirilerek. İnsan biçiminde kuklalar... sayın insanlar...
”
”
Ece Ayhan (Morötesi Requiem: Ağzıbozuk Bir Minyatür)
“
Sonra korkunç gülümsemelerde bitti
sonra hiç kimseyi göremedim
herkes beni arıyordu
bir ölü macar cambaz buldu beni buldu beni
sam yeli esiyordu denizden.
”
”
Ece Ayhan (Kınar Hanımın Denizleri)
“
Senin niçin dua ettiğini
unuttuğun gibi sonradan
bir peygamber de yalnız kalmaktan korkuyor
üçlü bir iskambil oyununda mesele
ama şimdi
adam öldü.
”
”
Ece Ayhan (Bütün Yort Savul'lar! 1954-1997 - Toplu Şiirler)
“
Bir kilise babasıyla, bir türbe babası. BİR GEÇERLİLİK handikap mıdır yoksa? YOKSA HOŞGÖRÜ AYAĞI MI?
”
”
Ece Ayhan (Morötesi Requiem: Ağzıbozuk Bir Minyatür)
“
KİMSEDEN BİR ŞEY İSTEMEMEK, -İSTEMEDİ. İNSAN DELİRSE BİLE, ADAM GİBİ DELİRMELİ.
”
”
Ece Ayhan (Morötesi Requiem: Ağzıbozuk Bir Minyatür)
“
Çünkü burada insanlar bir yanlışlık gibi ölüveriyor. Sen bir yanlışlık olamayacak kadar güzelsin
”
”
Ece Temelkuran (Muz Sesleri)
“
İnsan çok yalnızken, bir tane daha kendinden doğuruyordu içinde,
‘Korkma!’ desin diye…
”
”
Ece Temelkuran
“
Kadında zaman geçmez.
Sakın günün birinde iyileşmek için zamana güvenme.
”
”
Ece Temelkuran
“
Dilini bilmediğin bir yerde ağlamak fenadır. Çünkü seni, senin dilinde susturacak kimse yoktur.
”
”
Ece Temelkuran
“
Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! aslında başlayan
askerler tabiatta hâlâ tramvaydan Sirkeci'de mi inerler?
süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek için.
”
”
Ece Ayhan
“
Geography means destiny.” – Ibn Khaldun
”
”
Ece Temelkuran (Turkey: The Insane and the Melancholy)
“
Sahi, daha az severek kendini delirmekten kurtarabilir miydi insan?
”
”
Ece İrem Dinç (Fülfül Büyüsü)
“
Bugün kimse sana dokunmasa mesela. Öyle dursan. Kimse “Neyin var?” diye sormasa. Çünkü insanın hiçbir şeyinin olmadığı günler de olur. Hiçbir şey günleri...
”
”
Ece Temelkuran
“
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında / Bir teneffüs daha yaşasaydı / Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür / Devlet dersinde öldürülmüştür
”
”
Ece Ayhan (Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler)
“
Ustvari, svi mi živimo živote koje smo uspjeli ostvariti....kojih smo se manje bojali. Živote kojima smo bili zadovoljni.
”
”
Ece Temelkuran (Women Who Blow on Knots)
“
Feeling nothing was now a badge of honour.
”
”
Ece Temelkuran (How to Lose a Country: The 7 Steps from Democracy to Dictatorship)
“
A good leader turns individuals into stars;
A great leader turns teams into constellations.
”
”
Dr Darius Singh
“
Öyle ölüme düşkündü ki biyoloji sıfır
bir şarkı yiyor şimdi şapkalarını orospular eksiliyor.
Ama yok ne olur ağlama böyle ama yok
şunun şurasında taramvaysız, çocuk olmak turunç olmak...
”
”
Ece Ayhan
“
Bir Doğu kocakarısı, böğürüyor. Ayapera! Dudu'nun içini açamazlar! Uzaklaşmaktadır ağzı, gökgözleri.
Bir arkebüzle ateş ediyor, ıssızlıksız resimlere. Yeraltında basılan bir derginin pazartesi kapağı.
”
”
Ece Ayhan (Ortodoksluklar)
“
The global attack on women, and the connected attempt by right-wing populism to reshape them into characters from The Handmaid’s Tale, excludes no nationality, no social class, no religion and no privilege.
”
”
Ece Temelkuran (How to Lose a Country: The 7 Steps from Democracy to Dictatorship)
“
Bir kere teslim olursam ihtiyarlayıp ölürüm. Biri bana sarılırsa ayakta duramam. Çünkü… Çünkü kalbim ablukada kalır o vakit. Düşmana teslim olmak daha kolay. Onurun kırılır en fazla, ama beni seven birine teslim olursam… Esir düşerim.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Yıllardır şairlerle devletin arası açıktır. Atatürk şairleri hariç. İktidarla şiir bağdaşmaz. Zira iktidar nötralize eder. Sivil şiir resmi kültürde yer alamaz. Zaten askeri şiire alışılmış bu ülkede. Ben kendi payıma şiirin iktidar olmasını istemem.
”
”
Ece Ayhan
“
A woman’s image, and sometimes her soul, is moulded and unmoulded, shaped according to the regime’s taste and used as a store mannequin to promote the prevailing political power’s concept of the ideal female citizen. Every regime, without exception, starts building its ideal citizen by tampering with its women.
”
”
Ece Temelkuran (How to Lose a Country: The 7 Steps from Democracy to Dictatorship)
“
Hakikatte kadınlar, bu alem içinde başka bir alemde yaşarlar. İçine aşklarını ve büyülerini üfledikleri bir alemdir bu. Erkekler biteviye o alemi hırpalar, yıkar. Kadınlar ise yeniden üfleyerek nefesleriyle kurarlar o alemi.
Kadınlar, erkekleri de üfleyerek var ederler. Bir erkek, bir kadının nefesi kadardır; başka bir şey değildir...
Pek nadiren bir erkek çıkar, bir kadının nefesiyle var ettiği alemde sadece hayret etmekle mesul olduğunu anlar...
Yazık ki o nadir rastlanan erkeklerin de hep peşinden gidecek bir şeyleri vardır. Bir savaş, bir tanrı, bir hikaye... Muhakkak onları sürükleyip götüren bir şey... Ve biz onları bekleyecek değiliz.
”
”
Ece Temelkuran
“
Hakikatte kadınlar, bu alem içinde başka bir alemde yaşarlar. İçine aşklarını ve büyülerini üfledikleri bir alemdir bu. Erkekler biteviye o alemi hırpalar, yıkar. Kadınlar ise yeniden üfleyerek nefesleriyle kurarlar o alemi. Kadınlar, erkekleri de üfleyerek var ederler. Bir erkek, bir kadının nefesi kadardır; başka hiçbir şey değildir.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Ömrünün (iyimser bir bakış açısıyla) ikinci yarısına başladığında insan, vakit kaybetmek istemiyor. Daha önceki, daha çok, daha hızlı, daha yüksek, daha güzel telaşına benzeyen bir telaş değil bu, başka şey. Ayıklamak istiyorsun, tahammül ettiğin, seçtiğini sandığın ama seçmediğini artık anladığın, zamanını ve dermanını boş yere emdiğini bildiğin her şeyi, büyük ve biraz da kederli bir bahar temizliğiyle göndermek istiyorsun geçmişe.
”
”
Ece Temelkuran (İkinci Yarısı)
“
renkli balıkların şımarıklığından geçip, küçük balıkların
doğuştan şaşkınlığından, yosunların yılışıklığından;
kurbağa yavrularının gayretine hayranlıkla ve su yılanlarının
kaçısına minnettarlıkla, vardım suyun kuytu sığınağına.
akıntının mahmurlaştığı yuvasına. yarı uykulu,
dalgın bu tabakada
rastladım suyun başlangıcından beri orada olan
bir balığa.
dokunmadım hiç bu balığa.
dokunulamaz balıklara. çünkü tutabilmek için bir balığı, gövdesini sıkıştırmalı.
gövdesi tutulan balıkların
çabucak kesilir soluğu.
körpe ve iyi niyetli olsa da, çırpınarak kovar balık,
kendi için açılmış her avucu.
balık, ancak bakarak bilenlerin,
görmekle yetinenlerin dostu.
durduk balıkla yan yana.
ancak yan yana durulabilir bir balıkla.
karşısına geçip telaşını durdurmaya çalışacağına...
arkasına geçip kuyruğunun dalgasında hırpalanacağına..
üstünde altında dolaşıp balığı şaşırtacağına..
sadece yan yana durulabilir bir balıkla.
böylece bakabilirsin balığın neye baktığına.
....
ben de baktım balığın baktıklarına.
durdurup zihnimin işleyişini iyice, çalıştım aklımı
saydam kılmaya. söyleyecek sözüm kalmayacaktı
az daha. biraz daha dursam böyle
kalakacaktım balıksı bir zamanda.
yumuşaktı doğrusu, akıl dönüşüyordu suya.
kendini diyemeyecek kadar duraksız bir akışta.
derken bir kaplumbağa böldü duruşumuzu.
...
balık baktı bana. sonra kaplumbağaya. şaşarak bir aklın
bu kadar etten olmasına ve bir gövdenin
zamanın bütün yaralarını taşımasına.
balık unuttu anladığını, suyla birlikte aktı.
daha biraz önce burada, bir şey anlamaktaydı.
anlamın kendi gelmeden anladığından uzaklaştı.
yeterince sudan biri olamadığımdan belki,
su için fazla dilli,
kaplumbağa beni suyun ötesine doğru çekti.
aklım yeniden ete döndü. nihayetinde ben insandım,
balık olup akamadım.
tastamam kendimden ibaret olamadım.
giderek hızlanarak ve suyun boğuk gürültüsüne kapılarak...
”
”
Ece Temelkuran (Kıyı Kitabı)
“
kimse aramasın birbirini
geçerken belirli bir denizi...
”
”
Ece Ayhan (Bütün Yort Savul'lar! 1954-1997 - Toplu Şiirler)
“
Sonra kız bir kilim dürmüş sırtlıyor. Kilim onun eviymiş.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
We need to reframe our way of thinking. We shouldn't be asking will Johnny be ready for Kindergarten? Instead we should be asking ourselves if we are ready for him.
”
”
Jill Telford
“
Adaletsizliği değiştiremez
ama adaletsizlik karşısındaki duruşunu değiştirir.
”
”
Ece Üner (Haysiyet: Tuhaf Zamanlarda Cesurca Yaşamak)
“
İnsanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemezler; çünkü özgürlük sorumluluk gerektirir ve insanların çoğu da bundan korkar.
Hayvanların kendi aralarında bir kast sistemi olsaydı, şüphem yok ki özgürlüğü soyluluk olarak kabul ederlerdi.
”
”
Ece Üner (Haysiyet: Tuhaf Zamanlarda Cesurca Yaşamak)
“
Oysa masallar çocukken uyuyana, büyüyünce uyanıncaya kadardır!
”
”
Ece Üner (Haysiyet: Tuhaf Zamanlarda Cesurca Yaşamak)
“
İfade özgürlüğünün - yemek, barınmak, ısınmak, güvende olmak- gibi temel ihtiyaçlardan geri kalır bir yanı yoktur.
Zira ifade özgürlüğündeki zaaflar -yemek, barınmak, ısınmak ve güvende olmak- gibi temel ihtiyaçların sağlanmasındaki zaaflarla doğru orantılıdır
”
”
Ece Üner (Haysiyet: Tuhaf Zamanlarda Cesurca Yaşamak)
“
Aşk, yoklukla oynanan bir oyundur. Yokluğunun ne kadar derinden hissedileceğine ne kadar güven duyuyorsan o kadar iyi bir oyuncu olabilirsin.
”
”
Ece Temelkuran
“
İnsan, yarası yarasına denk geleni seviyor demek ki...
”
”
Ece Temelkuran
“
Bilin ki büyük hayatlara niyet edenler
büyük günahların kefaretini göze almalı..
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Gördüm sevenleri... Başlarına gelecekleri görmeyeceklerini gördüm... Aşık oluşlarını gördüm... Anlamadım... Anlayamadım... Sonra sen çıkageldin... Sonra sen... Aşıkları gördüm... Acemilerdi... Ben dedim "Olamam böyle"... Sonra sen çıkageldin... Sonra sen...
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
ECE increasingly is the recipient of others’ decisions, leaving it reactive to others’ change agenda.
”
”
Stacie G. Goffin (Early Childhood Education for a New Era: Leading for Our Profession (Early Childhood Education Series))
“
Tanrıya inanıyorsanız onun, insanın kalbine dokunmak için başka şeyleri değil sözü seçtiğini bilirsiniz. İnanmıyorsanız sözün tanrı gibi sınırsız bir büyüyü yaratacak kadar büyük olduğunu bilirsiniz
”
”
Ece Temelkuran (İkinci Yarısı)
“
Oysa büyük yüz ölçümlü cümleler kurmak için okyanuslar geçecektim.
Dar odaların oyuncak yaygaralarından çok vakit kaybettim.
”
”
Ece Temelkuran
“
Kokusunu çoktan unuttuğum bir zaman diliminde bile, kendini parmağın ağzına asılı anımsıyorsan, öykü başlamıştır.
öykü, annenin sümerce bir yenilgi yazıtı olmasıdır. baba, her zaman olduğu gibi karanlık bir kapı aralığı, dikenli bir kilit sesi. o içeri girdiğinde, sen artık hep dışardasın.
”
”
Ece Temelkuran
“
fıdel, bütün bu çocuklar için ağlamak gerekiyor; erken gel eve. bütün çocuklar ve kırılmış kalemler için. buna zamanın
olmadığını söyleme sakın. kirleniriz yoksa. kedilerden ve çaylardan daha önemli bu. bütün kurban edilmiş çocuklar
için fıdel, ağlamak lazım, inat etme. senin bu sabit gülümsemen ... ölü çocuklar bu yaptıklarını biliyor. ben onları seviyo
rum, çayı düşünerek içmiş oldukları için. ben onları fıdel, aksatmadıkları mektupları ve kahkahaları için seviyorum. bir de erken öldükleri için. bak fi.del, bu toprakların altında onlar da var. küçük komik böcekler ve ölü çocuklar, ne garip değil mi?
”
”
Ece Temelkuran (Bütün Kadınların Kafası Karışıktır)
“
Consistently high quality ECE relies on the collective competence of its practitioners
”
”
Stacie G. Goffin (Early Childhood Education for a New Era: Leading for Our Profession (Early Childhood Education Series))
“
Ben bu ülkeyi çok sevsem bile ya ülke artık beni sevmezse? Korktum. O zaman insan hâlâ devam eder mi ülkesini sevmeye? Ait olmak bu kadar derin bir ihtiyaç demek ki, dedim o günlerde kendime. Öldürseler bile seni, geri o eve dönmek istiyorsun. Neresi olursa olsun ev, yansa kül olsa da, bir evin olsun istiyorsun. Hrant haklıydı. Ev seni bıraksa bile sen evi bırakamıyorsun. Dönüp dönüp yine kalbin, o kalbi kül edecek Anadolu'ya vermek istiyorsun. Kederli bir mecburiyet bu. Ülkeni seviyorsun.
”
”
Ece Temelkuran (Ağrı'nın Derinliği)
“
Hayattan ders veriyor diye öğretmenleri kızdıran
Tuzu bir bulmuş çocukları saklamadan güldüren dünyaya
Su kaçırmaz bir eşeğin sesine açıktır penceresi
Bir sınıfın, batı son dersinde, kuşluk vakti
Meşeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar işte
Koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını
Azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru
Neden feriklerin ve eşeklerin memeleri vardır?
En arka sırada çift dikişliler, sınavda en öne
İntihara ve denizde nasıl boğulmaya çalışırlar
Yalnız Orta Doğu'da el altında satılan bir atlas
Kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz
Bakıldı ki kum saati, ters çevrilmiş, çıt, usul isa asi olmuş
İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp
Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun
Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş
Açık kalmış atlası, deniz taşmıştır, darılmasın Fırat ama
Hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların
Bir cenaze töreninde daha ölümü karşılamaya götürüleceğiz
Efendiler! Eşekler susabilirler
Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?
”
”
Ece Ayhan
“
hani bazen olur ya, ağlamak yetmez. ağlamanın hiçbir türlüsü yetmez. bağırmak da yetmez. çekip gitmeye bile gerek yoktur. garip bir gülme kaplar göğsünüzü. çünkü acı öyle büyüktür ki, bedeninizi kaplar. bedeniniz acı olur. acı yabancı değildir, batmaz. gülersiniz. gülüyorum. bütün gizlenmiş, yatıştırılmış, bütün yasaklanmış gülmelerimi gülüyorum.
”
”
Ece Temelkuran (Bütün Kadınların Kafası Karışıktır)
“
Veliki plesači uistinu pate. I pokret je u njihovim očima. Posebice dok su zatvorene. Na pozornici mora biti grijeh. Moraju biti skršeni jer su htjeli pridružiti se tome grijehu. Zbog toga što su pali na koljena, moraš ih natjerati da se osjećaju krivima kao što nikad prije nisu. Zbog toga što te gledaju, jer su zadivljeni, jer te nisu mogli uhvatiti i odvesti iz toga svijeta...Nikad im ne smiješ oprostiti.
”
”
Ece Temelkuran (Women Who Blow on Knots)
“
It’s clear we’re after something difficult. If we were to make a little list to describe it, it might be something like this: •A movement that is not an organisation •A force that is not authority •A cooperation without hierarchy •A presence that prefers to be unnamed •Unpremeditated agency •Unique individuals who yearn for affinity •A resilient language and rhetoric that don’t solidify concepts •Fury that is obligatorily manifested as a carnival
”
”
Ece Temelkuran (Turkey: The Insane and the Melancholy)
“
A znate li zašto se jasmini koji se stavljaju u stručke beru rano izjutra, kada su još zatvoreni?"
"Jer tako jasmini ne zaboravljaju svoje snove. Ako ih donesete kući i stavite u srebrnu posudu, polako se otvaraju, sjećaju se noći i šapću vam bijele snove.
”
”
Ece Temelkuran (Women Who Blow on Knots)
“
Zašto da provodim revoluciju kad neću moći plesati?
”
”
Ece Temelkuran (Women Who Blow on Knots)
“
e n d i ne l a ik d i y en b ir d e v l e t in u y r u k l a r ı n d an b a z ı l a r ı nı " M ü s l ü m an F r a n s ı z" s ı f a t ı y la t a n ı m l a m a s ı nı ve s a d ece k e n di d i n i n d en b a ş ka b ir d i ne m e n s up o l d u k l a rı için b a zı h a k l a r ı n d an y o k s un b ı r a k m a s ı nı a s la a n l a m ış d e ğ i l i m . ..
”
”
Anonymous
“
İnsan nasıl sevmeli ülkesini? Düğünlerde sıkılan kurşunlarla çocuklar öldüğünde mesela…
Bir grup insan toplanıp üç-beş genci düşüncelerini açıkladıkları için linç etmeye kalktığında…
Gecekondu yıkımlarında yoksul bir adam, çocuğunu pencereden tek kolunu sarkıttığında…
Yalınayak gezen çocukları hastayken, kapıcı gidip kendine son model bir cep telefonu aldığında…
Kızlarını sokağa çıktığı için kafasına kurşun sıkarak öldüren babalar, erkek kardeşler, taşra şehirlerinin hemen dışındaki otellerde başkalarının kızlarıyla para verip seviştiklerinde…
Bir öğretmen öğrencisini döverek öldürdüğünde…
Bilmedikleri bir dilde ezberledikleri dualarla adamlar, yaktıklarında çocukları…
Askerler, cezaevlerinde açlık grevi yapan kendi yaşlarındaki gençleri yakmaya, yıkmaya gönderildiklerinde ve yanık kızlar kameralara bağırdığında ertesi gün kimsenin sesi çıkmadığında…
Kadınlar sokaklarda sezonu açılmış av hayvanları gibi ürkek yürüdüklerinde, tecavüze uğradıklarında, katledildiklerinde…
Entellektüel görünümlü bir çift şehrin en havalı cafe'sinde kahvaltı ederken küçücük çocuklarını pataklayıp sonra kahvaltıya sessizce devam ettiğinde…
Uzak Anadolu şehirlerinde, bir tüccar daha fazla para kazanacak diye çürük yapılıp depremde yıkılan yatılı okullarda çocuklar bir gecede onlarca sayıyla öldüğünde…
Bir cümleyi doğru kurmaktan aciz olacak kadar dilini bilemeyen cahiller söylediğiniz sözlerden dolayı sizi vatan haini olmakla suçlayıp, ardından ölüm tehditleri savurduğunda…
İnsan nasıl sevmeli ülkesini, o ülkeyi sevmek zorlaştığında?
”
”
Ece Temelkuran
“
Biz ölünce-siz susuyorsunuz ya,biz ondan ölüyoruz işte-ölünce biz,karşısında durup susacağınız kimse olmayacak.Silahlarınızla yalnız başınıza kalacaksınız.
Hoşça kalın.
”
”
Ece Temelkuran (Bütün Kadınların Kafası Karışıktır)
“
Όταν φτιάχνεις αγάλματα από πάγο δεν έχει νόημα να ασχολείσαι με το τσιμέντο.
”
”
Ece Temelkuran (Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
“
Από χθες ο νους μου κάνει τα ίδια.Μόλις αφήνεται ελεύθερος,απομακρύνεται κολυμπώντας πρόσθιο,χωρίς να θολώνει το νερό.Εκεινη τη στιγμή γλιστράει ακατάπαυστα,για να με κάνει να ξεφύγω από την πραγματικότητα
”
”
Ece Temelkuran
“
Kutsal kitaplar bile söz etmemişse bizden, mutlaka bir bildiği vardır göklerin. Her bir şeyin varlığını tarif eden kutsal kitaplar bile bize dair bir cümle sarf etmekten kaçınmışsa, demek ki yerimiz yok yeryüzünde. Çünkü tanrı bile biliyor işte, ruhumuzun ayazıyla dondurup buza çevirebileceğimizi bütün masalları. Sonra bu buzdan masal kulesine bir tekme atıp yerle bir edebileceğimizi bütün inanılacak hayalleri, üstelik en kalpten üzülecek biz olsak bile, yeryüzünde tutunacak hiç bir masalın kalmayışına.
”
”
Ece Temelkuran (İç Kitabı)
“
Bude tako neobično. Kao da si turist u vlastitom gradu. Postaneš netko drugi kad ne odeš kući, nego odeš u hotel. Kao da si u svoj život ušao kroz neka druga vrata...
”
”
Ece Temelkuran (Women Who Blow on Knots)